Doktora soru sor, Psikiyatriste sor, Psikoloğa sor, Doktora sor

Tweet

SORU - CEVAP

Siz soruyorsunuz, Doç. Dr. Armağan Samancı cevaplıyor.

sayın hocam önceki gün size bu iletişim kanalından şikayetlerimi göndermiştim herhangi bir değerlendirme yapabildinizmi ?

slk29 Tarafından Soruldu | 2013.02.28

Soru alanına yaşamınıza ait özel kalması gereken alanları yazdığınız için ilk sorunuza yanıt veremedik.Sorunuzu birkaç cümle ile sınırlandırırsanız ve özel yaşamınızın farkedilmesini önleyen bir içerikte yazarsanız memnun olacağım.Psikiyatrik şikayetlerinizin azalması için aynı psikiyatristle düzenli bir tedavi süreci talep edin.Hastanede yada size bu hizmeti sunan hastanelerde ilaçla tedaviniz yanında terapi de talep edebilirsiniz.Rahatsızlıklarınızın bir terapi desteği olmadan düzene girmesi kolay olmayabilir.Ayrıca tedavinizin yanı sıra sizin rahatsızlıklarınızda önemli olan bir diğer konuda; yaşamınızın merkezine sadece hastalığı almayıp ,kısmende olsa iyileşince psikiyatrik şikayetlerinize rağmen yaşama ve çalışmaya devam etmeniz önemlidir.

15 yıldır kaşlarımı yoluyorum. Bunun yanında bazen daha yoğun olmak üzere tilklerim var. Artık bu sorunlarımdan kurtulmak istiyorum. Daha önce terapi aldım fakat sanırım terapi bana uygun bir yöntem değil. Teşekkür ederim.

figen Tarafından Soruldu | 2013.04.29

Sayın takipcimiz, Saç yolma toplumda düşünüldüğünden daha fazla görülen bir rahatsızlık.Birçok birey bu durumu saklayarak yıllarca yaşayabilmektedir.Herşeyden önce tedavinizin özellikle obsessif hastalarla deneyimi olan bir psikiyatrist doktor tarafından düzenlenmesi gerekir.Tiklerinizin olması ve takıntılı yolma davranışınız bu rahatsızlığınıza ait belli ilaçların kullanılması için ipuçları vermektedir.İyi düzenlenmiş ilaçlar, terapinizi kolaylaştırabilir ve tedaviye uyumunuzu da arttırır.Takıntılı (obsessif) bozukluklarda iyileşme oluncaya kadar dozlar daha yüksek tutulduğu için ilacı bir psikiyatristin önerisi olmadan azaltmamanız önemli. Daha ileri tarihte yayınlamayı planladığımız "Saç yolma-Trikotillomani" yazımı , sizede yardımcı olması için sitemizdeki Makaleler bölümündeki Psikiyatri yazılarına ekledik.İyileşmeniz dileğiyle.

Son 3 ay gibi bir süredir iş hayatındaki birim değişikliği ile ilgili kaygı ve mutsuz günler geçiriyorum. Gelecek ile ilgili karamsar oldum. Düzenli uyuyamıyorum ve 8 kilo kadar zayıfladım. Yaptırdığım tahlillerden bir olumsuzluk çıkmadı. Her zaman ki kadar yiyorum, sadece bağırsaklarım son 3 aydır daha hızlı çalışıyor. Önereceğiniz ilaç yada tedaviler benim için çok önemli.

Semih Tarafından Soruldu | 2013.07.21

Sayın üyemiz, İş yaşamındaki problemler ve mutsuzluklar bireylerde birçok psikiyatrik şikayete sebep olabilmektedir. Genelde sizin de yaşadığınız gibi, bir olay sonrası bu olaya tepki olarak başlayan psikiyatrik rahatsızlıklara "Uyum Bozuklukları" diyoruz. Sorunun çözülmesi ile de uyum bozuklukları geçmektedir. Ancak sorunun çözülmesinin çok da kolay olmadığı durumlarda ,şikayetler sürmektedir. Sizde depressif şikayetler daha ön planda gibi görünmektedir. Öncelikle sorunun zaman içinde çözüleceğini düşünün. Sizin için problem çözme yollarını bir arkadaşınızla paylaşarak ilerlemeniz önemli. Problemi tam istediğiniz gibi olmasa da zamanla çözebilme yolları oluşturabilirsiniz. Somatik denilen ruhsal duruma bağlı psikiyatrik şikayetlerinizin yani bağırsak problemlerinin oluştuğunu da göz önüne alırsak , size en yakın psikiyatri uzmanına başvurarak bir değerlendirme ve tedavi imkanından fayda görebilirsiniz. İş dışındaki yaşamınızda alacağınız doyum, iş problemlerinin getirdiği problemlerin hafifletilmesini de sağlar.

hocam çocukluğumd dini obsesyona yakalandım sonra temizlik obsesyonu üniversite yıllarında sosyal fobi teşhis bırakıldı en son da obsesif kompulsif bozukluk tanısı bırakıldı bir uzman pisikiyatrist tarafından 5 yıldır anti depresan ilaçlar alıyorum ama rahatsızlığım azalacağına git gide artıyor birçok uzmana görünmeme rağmen hep ilaç tedavisi verdiler ama düzelemiyorum çocukluğumdan beri hayatım berbat bir şekilde gidiyor pisikolojik sorunlarımdan dolayı öğretmenim ama işimi tam anlamıyla sorunlarımdan dolayı yapamıyorum zengin olsam mesleği bırakmayı bile düşünüyorum çok kötüyüm yarın yine başka bir uzmana görüneceğim yani ilaçlar fayda etmiyor.

murat12 Tarafından Soruldu | 2013.07.22

Sayın danışanımız, Obsessif Kompulsif Bozukluk kesin tanınız ise ; tedavisinde zorluklar olabilen bir rahatsızlıktır. Bir kısım hastalarımızda tedavi ile azalıp tamamen geçmeyebilir. Tedavi olmadığı zamanda artış gösterme eğilimine girebilmektedir. İşinizi etkilemesi , rahatsızlığınızın istenilen düzeyde tedavi olmadığını göstermektedir. İlaçlar tedavinizin önemli bir parçasıdır ancak özellikle davranışçı-bilişsel terapilerin tedavi planınızın bir parçası olması gerekir. Öncelikle psikiyatristinizden size daha fazla zaman ayırmasını rica edin. Tedavide yinede ilerleme yoksa eğitim araştırma yada üniversite hastanelerinin anksiyete bozuklukları birimine başvurun bu konuda sizi takip eden psikiyatristinizin önerisini alın. Obsessif Kompulsif Bozukluk tedavisinde kullanılan bazı ilaç kombinasyonları tedavi de etkinliği arttırabilmektedir.

son 1 yıldır aşırı derecede sinirleniyorum. Birşeyler kırmak istiyorum veya kava etmek istiyorum bunları yapamayınca kendime zarar veriyorum.Günün yarısını yalnız geçirmek istiyorum.İnsanların yüzünü görmek istemiyorum güvenim kalmadı kimseye yardımcı olurmusunuz?

rabıa66 Tarafından Soruldu | 2013.07.23

Sayın danışanımız, Sinirlilik bir karakter özelliği olarak gözükse bile bazen altta yatan bazı psikiyatrik rahatsızlıklardan kaynaklanabilmektedir. Daha önce bu derecede sinirliliğiniz yoksa , majör depresyon yada depressif bozukluk bu tür tahammülsüzlük ve sinirliliğe sebep olabilir. Ayrıca ailenizde (anne yada baba tarafı) bir bipolar yada manik-depressif bozukluk teşhisi almış kimse varsa , buda sinirlilik gibi bir takım şikayetlere sebep olabilmektedir. Tüm bunların ve diğer olasılıkların değerlendirilmesi için yakınınızdaki bir psikiyatri uzmanına başvurmanızı öneririm. PAT(Psikiyatrik Akıllı Ön Teşhis Sisteminde) tüm sonuçlarını görmeniz de size psikiyatrik bozukluk riskinizle ilgili bir fikir verebilir. Ayrıca PAT sonuçlarının altındaki ilk 3 en yüksek rahatsızlık riskinizle ilgili detaylı açıklamalar ve vaka örneği de yardımcı olacaktır. Ayrıca bazı kişilik özelliklerinizde sizi daha sinirli olmaya yatkın hale getirebilmektedir.Psikiyatristinizin size yardımcı olmasını kolaylaştırmak için PAT sonuçlarını da psikiyatristinizle paylaşın.

Selam, Bir yakınımın 30 yasında 2. fakulyeti bitirmek uzere olan kızı, oncelikle anxite ( kaygı bozuklugu ) teshisi konularak... Duzenli olmadan ilac alıyor ve sonra bırakıyor... 1 yıl sonra sacma sapan konusmalar baslayınca... Paranoya baslangıcı teshisi konuluyor... Doktor... Hastanın duyarlı yapısı uzerine, annesi aracılıgı ile yiyeceklerine enjekte edilen ilac veriyor... 1-2 ay icinde oldukca duzelme yasanıyor... ama Hasta hastalıgını kabul edip yuzlesmedigi icin.. evden ayrılamıyor...ilacı aksamasın diye... yasam sekli arap sacına donuyor... Merhamet ve duygusal yıkılmasın diye... Hastaya ne kadar sure GİZLİ ilac verilir... bu gizli verilen ilac belli surede tedavi edermi... Bunun GENEL- STANDART kurallarını nasıl ogrenebilirim... ben hasta durumunu kabullenmeden tedavinin cevap verremiyecegi gorusundeyim.... Genel Kurallar nedir... nasıl ve nereden ogrenebilirim... Tesekkurler...

Noory Tarafından Soruldu | 2013.07.23

Sayın danışanımız, paranoid bozukluk, paranoid şizofreni vs. gibi akıl hastalıkları başlangıçta depresyon yada kaygı bozukluğu gibi ön belirtilerle başlayabiliyor. Hasta başlangıçta kendinde yaşanan değişikliklerin sıkıntısı ile bu şikayetleri geliştirebiliyor. Yaşadıklarına başlangıçta tam bir anlam da veremiyor onunda sıkıntısı ekleniyor. Hastalara bilgileri ve istemleri dışında ilaç vermek etik ve hukuk açısından sakıncalı bir durum , ancak hastanın hastaneye zorunlu yatışını ve zorunlu tedavisini gerektiren durumlarda hastaya hukuki çerçevede istem dışı ilaç verilebiliyor. Ancak azda olsa bazı aileler çaresiz duruma düşüp yiyecek ve içeceklerine ilaç katma eğilimine giriyorlar. Bunun şu açıdan sakıncaları var; birincisi hasta bunu fark edince güvensizlik ve şüpheleri daha da artıyor. Bu durumda hasta ile uzun süreçte bir tedavi işbirliği sağlamak daha da zorlaşıyor. Halbuki hasta ile iyi bir ilişkiyi koruyup zaman alsa ve zor olsa bile tedaviye ikna etmek uzun planda çok daha yardımcı. İkincisi , ilaç dozlarını ve alınma sürelerini ayarlamak ilaç tedavisinde önemli bir nokta. Yiyeceklere katarak bunu sağlamak pratikte mümkün değil. Üçüncüsü akıl hastalıklarında ilaçla tedavi kadar hasta ile terapötik iyi bir ilişki kurmak çok önemli, bunu bozulmaması lazım. Düzenli ilaç almayan hastalar için uzun aralıklarla verilebilecek bazı ilaç çeşitleri de bulunuyor. Bir psikiyatrist ile yüz yüze görüşerek ve hastanızı daha detaylı anlatarak da bilgi almaya çalışmanızı öneririm.

otuz yılı aşan bir evlilikte bir kaç yıldır kötüye doğru giden bir ilişki yaşıyorduk ve görmezden geliyorduk.Son iki yıldır işim gereği uzakta yaşıyoruz ikimizin yaşıda ellinin üstü eşim 58 ben 55 yaşındayım ve nihayet ben burada değilken eşim beni ilk kez aldattı ve bunu bana kendisi söyledi ben anlamıştım çok panik yapmamakla birlikte kadınlık onurum kırıldı o kişini önemsiz biri olduğunu ve bunu herkesle yaptığını söyledi o sadece mutsuz olduğu için bu yola başvurduğunu söyledi ve biz anlaşmalı boşannma davası açtık ben şimdilik ısrarın ve çabanın gereksiz olduğunu anladım çünkü beğenmeme geçmişe dönük pişmanlıklar başladı aynı sizin dediğiniz gibi ve son sevgi kırıntılarını kaybetmek istemedim herşeyi bırakarak çocuklarımdan da uzaklaşarak uzağa yabancı bir yere kaçtım ama tabi acı çekiyorum kendime acımaya başladım hayattan kopmak istemiyorum ancak bir kaç ay sonra istanbula gelince sizinle iletişime geçicem beni iyi edeceğinize inanıyorum yalnızca biraz ruhumu iyileştirmek için önerillerinize ihtiyacım var,şimdiden teşekkkürler

engin Tarafından Soruldu | 2013.09.01

Sayın danışanımız, Uzun yıllar süren bir evlilik zaman içinde birçok bağın oluşmasına neden oluyor. Çünkü iki eş de birçok şeyi paylaşmış ve bir anlamda beraber büyümüş oluyorlar. İlerleyen yıllarda ilişki de sorunlar oluşup artsa bile yine de ilişkinin birçok iyi parçası da kalabiliyor. Bunu bir meyvenin çürümesine benzetebiliriz, çürük alanlar dışında sağlam alanlarda kalır ancak meyvenin artık tadı kaçar. Bundan dolayı ne olursa olsun bireyler uzun yıllar süren evliliklerinde anlaşmalı da boşansalar üzüntü ve hüzün duyuyorlar. Ayrıca aldatılma, kadında başkasına tercih edilme, beğenilmeme ve istenmeme duygularını uyandırıyor ve bu da daha yıkıcı olabiliyor. Bunun sonucu da bireyler kaybettikleri geçmişleri ve evliliklerine ait bir yas sürecine giriyorlar. Daha erken yaşlarda bu yasın acısı sağlıklı olmayan bir şekilde hemen başka bir ilişkiye başlayarak kapatılabiliyor. Bir grup bireyde ise sağlıksız olarak kendi içlerine kapanıp ya da yaşamlarında büyük değişiklikler ya da kaçışlar yaparak bu süreci yaşıyorlar. Bu süreç en az aylarca bazen azalarak yıllarca sürüyor. Önerim, yaşamınızda acılarınızı azaltma ya da sadece geçmişi düşünerek çözme yerine, yaşamınızda yeni ve iyi alanlar yaratın. Kendinizi işinize verme, yeni ve iyi arkadaşlıklar yaratma, kendinizi gerçek olarak değerli hissedeceğiniz ortamlara taşıma bunlardan birisi. Yani bir anlamda yaşamınızı yeniden şekillendiriyorsunuz ve yeni kazanımlarla bu kaybı kapamaya çalışıyor olacaksınız. Duygusal boşlukta olmanıza rağmen karşı cinsten size gelebilecek ilgiye de kapılmamanız gerekir. Uzun yıllar yaşamınız evlilikle dolduğundan bu süreçte yaşamınızda yeni boyutlar açma ya da bulma çok kolay olmayabilir. Ama buna yoğunlaşırsanız birçok uğraşı yavaş yavaş karşınıza çıkacaktır. Yeter ki kendi içinize kapanmayın. Çocuklarınız ve yakınlarınızdan uzaklaşmayın ama bütün konuşmalarınız da ayrılık üzerine olmasın. Artık bu konuyu yaşamınızda bir kutuya koyup bir yere kaldırma düşüncesini olgunlaştırın. Bu süreç her ne kadar zor ve sıkıntılı olsa bile üstesinden geldiğinizde daha da olgunlaşarak ve yaşama bakış açınız farklılaşarak çıkacaksınız. Bu dönemde depresif şikayetleriniz artarsa ve depresif bozukluk ya da majör depresyon geliştirirseniz bunun tedavisi de sizin değişiminizi kolaylaştıracaktır. Yaşamda bir kapı kapandığında bir kapı açılır inancını lütfen kaybetmeyin.

22 yaşında bir bayanım 3,5 yıldır süren ve resmiyete dökülen bir ilişkiim var. Çok yakın bir zamanda nişanlanacağız fakat benim bazı konularda şüphelerim var. Nişanlımla aramız çok iyi birbirimize karşı sevgimiz bağlılığımız çok iyi fakat benim onun ailesi hakkında olumsuz düşünce ve duygularım var. özellikle annesinin fazla oğluna düşkün olması, benden kıskanması, bencil istekleri, yanlış konuşmaları ve hareketleri var. Bunun dışında yüzüne gülüp menfaatine uymayınca tavrını hemen bozan bir kayınvalide var karşımda.Her türlü işini ve isteğini oğlundan beklemesi evlenince sorunlar yaratacak diye düşünüyorum. Bunun yanında nişanlımda çoğu zaman ailesinin yanlışlarını görmeyip onlar için bana sert tavır sergiliyor. Birkaç maddi konuda benden gizlediği şeyler de olmuş öğrendim ama bunların dışında nişanlımla kopamıyoruz ve hiç sorunumuz yok diyebilirim. Ama evlenince ailesi yüzünden mutsuz bir evlilik yaşamak istemiyorum.Hata yapmak pişman olmak istemiyorum. Değerli fikirlerinizi almak isterim. Teşekkürler.

Gt22 Tarafından Soruldu | 2013.09.13

Sayın danışanımız, Ülkemizde birisi ile evlenince ister istemez onun ailesi ile de evleniyorsunuz. Ailelerden kaynaklanan problemlerde iyi yönetilmezse ilişkilere ciddi zararlar veriyor. Buradaki en büyük problem çok olgunlaşmamış anne, baba ya da kardeşlerden geliyor. Yaş insanı tek başına olgunlaştıran bir etken değil. Yaşı geçkin olmasına rağmen halen ergenlik çatışmalarını aşamamış kayınvalideler de var. Özellikle anne çok güçlü görmediği ve mutlu olmadığı eş yerine, ailenin güçlü ve kendine yakın bireyini ''duygusal eş " gibi seçip ondan ayrılmak istemiyor. Çünkü onu kaybederse yaşamında büyük bir boşluk olacak ve o boşluğu dolduracak başka birisini de bulması artık mümkün olmayacak. Böyle olunca bu grup erkek çocuklar, annelerine çok yakın büyütülüyorlar ve farkında olmadan kendilerini annenin koruyucu kollayıcısı olarak hissetmeye başlıyorlar. Duygusal olarak bağlı olduğu anneye bakışı da doğal olarak objektif ve tarafsız olamıyor. Bu açıdan başlangıçta annesi ile ilgili ikazlarınızı haklı olsa bile anlayamayacaktır ya da sizi mutsuz etmemek için anlamış gibi davranabilecektir. Annesi ile açık çatışmaya girerseniz, anne oğlunun mutsuz olup olmayacağını düşünmeden sizi "kötü" sınıfına koyup evliliğinizde sorun çıkartabilir. Bu açıdan kayınvalide ile açık çatışmaya girmeyin ve özellikle tartışırsanız bile geri dönüşü olmayan kırgınlıklar oluşturmayın. önce sizi seven nişanlınızla ilişkinizi güçlendirin ya da bu konudan dolayı yıpranmasına izin vermeyin. İlişkiniz ne kadar güçlü, nişanlı ya da eşinizin size bağlılığı ne kadar fazla ise zamanla annenin olgun olmayan taraflarını fark edebilir. Annesini hep eleştirirseniz sizin tarafsız olmadığınızı ve annesinden hoşlanmadığınızı düşünüp söylediklerinizi haklı olsa bile çok dinlemeyebilir. Onun için annesini eleştirdiğiniz kadar iyi taraflarını da konuşun. Annesinin kişilik yapısını ve özelliklerini daha iyi bilebilmek için sitemizde olan "AKÖS-Akıllı Kişilik Özellikleri Sisteminde" kayınvalideniz yerine, onun gibi soruları yanıtlayıp, onun kişilik özelliklerini görün. Ona göre nasıl davranmanız konusunda kendinize bir yol çizmeye çalışın. Ne olursa olsun kayınvalideden nefret etmemeye çalışın. Nefret duygunuz gelişirse problemleri çözmeniz çok zor olacaktır. Bu süreç yorucu olacaktır ancak sadece profesyonelce bir yol izlerseniz uzun yıllar geçmeden problemi çözebilirsiniz. Nişanlınızın tutumu ve yapısı da bu sürecin önemli belirleyicisidir. Onun problem çözme yetilerinin de iyi olması gerekir.

hocam 5 ay önce ikinci evliliğimi yaptım ve şehir değiştirdim ailemden herkesten uzaklaştım,eşimle nişanlılık dönemlermiz iyi idi ve son 1 aya kadar bir anda eşim kaba bencil ve çok inatcı bir kişiliğe büründü,benimde inatcı bir yapım vardır ilk zamanlar kendimden hep özveride bulundum ama artık tahammülüm kalmadı sürekli olur olmadık şeylerden birbirimizi kırıyor ve günlerce konuşmuyoruz,ve işimden ayrıldım evliliğim için bir anda sosyal hayattan asosyal bir hayatın içinde buldum kendimi,yalnız olduğum için beklentilerim çoğaldı onlarıda hissedemeyince iyice içime kapandım ve desresyona girdiğimi düşünüyorum,hatta ayrılmayı bile teklif ettim,ve eşimin en kötü huyu hiç konuşmaması sürekli dediği ben konuşmayı sevmiyorum dinlemeyi tercih ederim diye,bu sefer deliriyorum konuşamazsak bu sorunları nasıl çözeceğiz,lütfen yardımcı olun onun nasıl konuşturabilirim veyahut benim nasıl bir çözüm yolu bulmam gerekiyor,saygılar.

misra Tarafından Soruldu | 2013.09.14

Sayın danışanımız, Özellikle yeni evliliklerde birbirini tanıma ancak aynı evi paylaşınca gerçek anlamda mümkün oluyor. Bir insanı tanımanın tek yolu aynı evi paylaşmaktır. Onun için çiftin birbirine çok iyi olduğu ve sadece iyi zamanları geçirdiği flört ya da nişanlılık dönemi birbirini tanıma için yeterli olmamaktadır. İlaveten ilişkide inatçılık ögeleri bir evliliği en çok zora sokan kişilik özelliklerinden bir tanesidir. İnatçılığınıza engel olamasanız bile küslük ve kırgınlıkları bir günün ya da en fazla üç günün ötesine götürmeyin. Problemlerinizin kısa sürede çözülmeyeceğini göz önüne alırsak, öncelikle kendinizi iyi tutan sosyal ortamlar oluşturun. Değer verildiğinizi hissettiğiniz ortamlara girin. Samimi arkadaşlarınızla sorunlarınızı paylaşın, depresyona girip çözümsüzlük girdabına kapılırsanız problemleriniz daha da artacaktır. Hep tek taraflı özveride bulunmayın, ama açık çatışmaya da girmeyin. Evde kendinizi de iyi hissettirecek bir ortam yaratın. Eşiniz konuşma isteklerinizi evliliğinize tehdit diye algılıyorsa konuşmaktan kaçınacaktır. Ayrıca her insan duygusal olarak çok açık olmayabilir. Eşinizi konuşmaya zorlamak, bu konudan daha da kaçmasına yol açabilir. Kendiniz değil de başkalarını konuşarak evde bir sohbet ortamı yaratmaya çalışın. Duygusal olarak eşinize iyi hisler yaratmaya çalışın ve kızgınlıklarınızı ve hayal kırıklıklarınızı kendi içinizde büyütmeyin. Yakında sitemizde devreye girecek olan AER programını eşiniz yapmasa bile tek başına yapın . AER' in size özgün olarak sunacağı detaylı evlilik önerilerini ve problemlerin nereden kaynaklandığı tespitlerini dikkatle inceleyin. Saygılarımla.

iyi günler armagan bey bn 3 sene önce evlendim ve 1,5 yasında olum var.eşimimn telefonunda bi kaç defa kadın mesajları yakaladım.bilgisayarda bi kere kadın fotorafına bakerken gördüm birde cisellik porno vıdeoları izledigini farkettim biz bi kaç defa boşamnmaya kadar geldik mesajlar yüzünden ben artık güvenmiyorum kavgalıyken kaşınan kadın olursa yaparım ömr boyu b,pila yenmez gibi laflar beynmde artık şüphe oluştu ve dinleme cihazı koydum üstüne koydugumda haklı oldugumu gördüm kadınlara laf atmalar bakmalar sürekli kadınlar hakkında konuşmalar falan filan benim güvenim tammen bitt ve cinsellik olayıda bitti bana dokunmasını falan artık hiç istemiyorum ne yapmamız lazım yardımcı olun

elifozi Tarafından Soruldu | 2013.09.15

Sayın danışanımız, Evlilik sevgi, paylaşım ve güven üzerine kurulu bir yapıdır. Bu temeller evliliğin, daha doğrusu iyi bir evliliğin olmazsa olmazıdır. Bir ilişkide özellikle güven kaybolursa ve karşıdaki insan da kaybolan güveni kazanmak için çaba göstermezse, ilişki sağlıklı ve mutlu bir şekilde yürümez. Gittikçe yıpranan ve güvensizliklerin arttığı bir evlilikte duygusal kopma kaçınılmaz olacaktır. Ancak sorunu çözmek için çaba göstermek ve karşınızdaki insanı sorunları paylaşmaya teşvik etmek gerekir. Yani evlilikteki sorunları çözmek için elden geleninde fazlasının yapılması gerekir. Çünkü günün sonunda yapılacak her şey yapıldı ancak yine de olmuyor duygusunu kazanmak gerekir. Karşıdaki insan evlilikteki sınırları bozar hatta kendi yanlışlarının doğru olduğu duygusunu sizde uyandırmaya çalışırsa, bu onun sorunları anlayamadığı ve çözmek içinde bir çaba içine girmeyeceği anlamına gelir. Karşınızdaki insanın " sex bağımlılığı" rahatsızlığı varsa bu da ilişkinizi, çözülmezse tıkayabilecek bir durumdur . Sex bağımlılığı ile ilgili bir yazımız önümüzdeki haftalar içinde makalelerin psikiyatri bölümünde yayınlanacaktır. Eğer karşınızdaki insan kurallarla problemleri olan, sorumsuz bir yapıda ve aklına o an ne gelirse onu yapan bir karakterde ise onunla sorunları çözmek çok zor olacaktır. Saygılarımla.

sayın hocam 5 aylık evliyim.eşim haftada bir dışarı çıkıyor arkadaslarıyla bırlıkte gec saatlere kadar dısarıda oluyor.aslında şüphelenecegım bı durum yok ama elımde olmadan hırçınlaşıyorum.aynı şekılde bı aksam eşim ve arkadaşlarıyla bırlıkte oturuyoduk.eşimin çok yakın bı arkadaşı kardeşim dedıgı ınsan bana bı kac olaydan kırgınmıs.onları anlatırken ıstemeden sesını yukselttı ve benım 12 yıllık arkadaşım senın daha 5 aylık eşin.sınırlarını bılmıyosun şeklınde bı konusma gectı.eve geldıgımızde eşimle bunun üzer,ne hiç konusmadım aynı şekılde oda ama eşim suan ark hiç bisey olmamıs gıbı hala konusuyo bu normalmı benim düşüncelerim mi yanlış orda benı savunmalıydı şeklınde düşünüyorum.şimdi benım napmam lazım.yardımcı olurmusunuz ?

NURGÜL Tarafından Soruldu | 2013.09.17

Sayın danışanımız, Yeni evliliklerin ilk yılları çift için en riskli dönemlerdir. Eşinizi daha derin tanımaya ve onun ilişkileri ve bağlılıklarını da fark etmeye başlarsınız. Ayrıca kişilik ve karakter farklılıklarınız da birbirine uymaya ve bu uyum sürecinde de sürtüşmeye başlar. Yani denemeden numarası size uygun diye aldığınız güzel bir ayakkabının ayağınıza alışma süreci gibidir. Ayağınıza dar gelirse burada esneyen tarafın genişlemesi ile ancak sorunlar aşılabiliyor. Evlilik aynı zamanda bireylerin olgunlaştığı ya da olgunlaşmasını sağlayan bir süreçtir. Burada ana esas karşınızdaki insanın ilişkinizdeki bağlılıklarını arttırarak ilişkinizi güçlendirmek ve size bağlılığını arttırmaktır. Ancak onun diğer ilişkilerine ayırdığı zaman size karşı sorumluluklarını bozmadığı sürece kabul edilebilir. Sevilen bireylere herkes sahip olmak ister ve arkadaşları veya yakınları onu kaybetmek istemediklerinden zaman zaman size karşı bir tutuma da geçebilirler. Onları kızdırırsanız onlarda size, sizde kızgınlık yaratıcı mesajlar verirler. Bunlara dikkat edin. Her kızdıran söze yanıt ve tepki verirseniz ilişkiniz daha yıpranacaktır. Özellikle alıngan, duygusal ve ben merkezli kişilik özellikleriniz varsa bu sizi daha çok çatışmaya yönlendirebilir. Ülkemizdeki kadınların fazla anaç yapıları eş ve çocuklarına çok bağlanmayı da getiriyor. Buda yine eşinize bağlı diğerleri ile onu paylaşma sorunlarını oluşturabiliyor. İlişkinizi güçlendirerek eşinize sahiplenmek daha kolay bir çözümdür. Açık ve sert tepkiler ilişkide eşinizin size olumsuz bir bakış geliştirmesine yol açabilir.

Sayın Hocam, Daha once 13.09.2013 tarihli sorduğum soruya verdiğiniz yanıt için tesekkurlerimi sunarım.O yazınız benim için yol gösterici oldu, sık sık okuyorum ve iimden tekrar ediyorum.Ayrıca depresyonla mucadele etmek için psıkolojık tedaviye de başladım.Söylediğim gibi eşimin yaşı altmışa yakın benim de 55 biz birden bire anlamadan bir kaç ay içerisinde bu işi yapmaya karar verdik.İki taraf için de iyi olmasını diliyorum.Eşimin hayatında aklını başından alıcak bir birliktelik ve kadın yok herkese olmadıgını söylüyor ve davranışları o yönde ama dört beş ay önce ayrı ülkelerde yaşamasına ragmen kendini özgür hissetmediğini ayrı eve taşınmak istediğinden söz etmişti ve o arada bu güne kadar tek eşli yaşamasına ragmen mutsuz oldugu ve ıhtiyaçları için dışarıda ki kadınlara gittiğini söyledi ve şimdi herkese ve tabii ki bana evlendiği günden beri mutsuz olduğunu kabul ettirmeye uğraşıyor.Ama bir süreden beri hayattan zevk almayan depresif durumu var.Benim öğrenmek istediğim bu periyodda acaba eşlerin arasındaki cinsel yaşamın doğal olarak yavaşlaması nedeniyle erkeğin genç bedenleri tercih etmesi evlilikten ve eşinden kolay vazgeçebilme sebebi oluyor mu? Bir de bu yaşlarda ayrılan çiftlerde özellikle erkek geçmişe bir özlem aileyi arama özleme duygusu yaşıyor mu? Şimdiden teşekkür ederim,saygılarımla

engin Tarafından Soruldu | 2013.09.17

Sayın danışanımız, Önerilerimin size sınırlı da olsa yardımcı olmasından dolayı mutluyum. Evlilik ve ilişki gibi detaylı bir yapıda oluşan sorunlara kısa yanıtlarla çözüm üretmek oldukça zor. Onun için AİR ve AER bilgisayar programlarını geliştirdim. AİR ve AER aslında kendi içinde yapay zekâsı olan ve tecrübeli bir evlilik-ilişki terapisti gibi size özel çözümler de üreten programlardır. Yaş grubu olarak bu yaşlar aynı genç yaştaki evlilikler gibi riskli bir evlilik yaşı oluşturuyor. Buradaki riskler genç yaş evliliklerden doğal olarak farklı. Öncelikle bireyler daha önceki yaşadığı sıkıntı ve hırpalanmaları da ilişkilerine taşıyorlar. Ayrıca sıkıntıların ve geçmişteki sorumlulukların getirdiği tükenmişlikleri kendilerine kurdukları ve aslında onları yalnızlığa götürse de tek başlarına ve sadece kendileri için yaşadıkları bir hayat ile çözmeye çalışıyorlar. Bu da bireyleri biraz bencil, artık sıkıntıya katlanamayan ve sıkıntıyı paylaşımdan hoşlanmayan bir çizgiye götürebiliyor. Genç yaşlarda olduğu gibi çok güçlü bir duygusal bağlanma da olmadığı için çabuk vazgeçme eğilimine girebiliyorlar. Ayrıca eğer kendi iç dünyalarına bakışları yok ve sorunlarını anlama eğiliminde değilseler, mutsuzluklarının sebebini kendilerinden çok çevre ya da en yakınlarında aramaya başlıyorlar. İlkönce de eşlerini mutsuzluklarının nedeni olarak görebiliyorlar. Bu bireyler için, duygusallığı olmayan cinsellik de sadece sıkıntı rahatlatıcı bir eylem olabiliyor. Erkekler psikiyatrik problemlerini daha zor kabul edip bunu bir güçsüzlük olarak gördüklerinden psikiyatriste başvurmaları da çok zor oluyor. Psikiyatrik sorunlarını çözmek yerine onlarla yaşıyorlar ve bu da yaşamlarını bozuyor. Sıkıntılarla baş etme ve çözüm arama gücü olmayınca da geçmişe özlem ve geçmişin rahatlatıcı hayallerinde kendilerine bir sığınak bulabiliyorlar. Bu bireyler kendi iç dünyalarında sorunları çözmeye karşı ciddi bir direnç de oluşturabiliyorlar. Bazıları sorunlarını paylaşmaya başlarsa onlarda geçmişin unuttukları sıkıntılarını yeniden ortaya çıkaracağından korkabiliyorlar. Bu da psikiyatrik tedavi ya da terapiye kapalılıklarını ve dirençlerini arttırıyor.

4 yıldır ileri derecede aşık olduğum kız onun da bana boş olmadığı fakat fakülteden sonra iş bulma telaşıyla beraber benim onun hakkındaki uyarılarımın onu sıkması da içinde olup benimle bir celsede ayrıldı numarası yok hiçbiryerden ulaşamıyorum ve kendimi çok kötü ve suçlu hissediyorum benden ayrıldığı için çok kötü oluyorum eğer başkasıyla evlenirse yaşayan ölüyüm demektir...benim bazı kıskançlıklarım oldu bunu konuşabileceğimizi söyledim fakat beni bıraktı ve ben onsuz çok kötü bi haldeyim... Allah sonumu hayır etsin aklımı sağlıklı kullanamıyorum o yokken..Bana onu bulup getirin yoksa iyileşemem bana çare bulun...cevap yazarsanız sevinirim...onu çok seviyorum fakat kendisi bana verdiği sözde durmadı fakülte bitince çekip gitti...bütün ilişkisini bitirdi böyle birşeyin olmasını asla düşünmüyordum fakat beni terketti...yardımcı olun lütfen çok kötü bi durumdayım...öyle birşey söyleyin ki beynimden vurulmuş olayım...saygılar hürmetler ederim...

halis Tarafından Soruldu | 2013.09.18

Sayın danışanımız, Genç yaştaki bireyler ruhsal olarak büyüdüklerinde, ilişkilerine bakışları da doğal olarak değişir. Genç yaşlarda bu değişim daha hızlıdır. Çiftler beraber değişmedikleri zaman, bir birey ilişkiden kopabiliyor. Diğerinin ondan kopamayacağı ya da onu istemesine rağmen bırakmayacağı duygusunu alınca da aniden kopma oluşturup, hiçbir şekilde iletişime geçmeme kararı alıyorlar. Ayrıca, özellikle ülkemizdeki bireylerde, genç yaşlarda kendi iç dünyalarındaki güvensizlikler ve ilişkiye bağımlı olma sorunları nedeniyle oluşan kıskançlıklar aşırı olup, diğer bireyi bunaltabiliyor ve ilişkisine bakışı olumsuz olarak değiştirebiliyor. Ani ayrılıklarda, ayrılmak istemeyen bir yas sürecine giriyor. Ayrılıkla ilgili şarkı sözlerinin çoğu bu yas sürecinde yazılmıştır. Yas süreci doğal olarak 3 ay ile 14 ay arasında normalde azalarak sürer. Aslında yaslar bireyi olgunlaştıran süreçlerdir. Çünkü kendi iç dünyalarına ve geçmişteki ilişkilerine bakışı arttırır. Doğal olarak kaybedilen kişi bu süreçte her yerde aranır. Ama kaybedilenin artık farklı bir duyguda olduğu ve onun seçimine saygı duymanın da onu gerçekten sevmek olduğunu kabul ettikçe yas çözüm sürecine girer. Onun seçimini kabul etmemek, bir anlamda onun için değil sadece kendimiz için bir ilişki isteme olacaktır. B uda ilişkinin temel paylaşım ögesine tamamen terstir. Bir grup birey, bu tarz ayrılık sonrası oluşan yaslarını yıl geçse de aşamamakta ve tüm yaşamları boyunca yaşamaktadırlar. Psikiyatride böyle bir durum Uzamış ya da Komplike Yas Reaksiyonu olarak tanımlanır ve tedavi edilmesi gerekir. Her yastan sonra bir duygu ilelebet iç dünyada kalır, ancak bu güzel bir anı olarak tutulup ilerideki yaşamı bozmadığı sürece sağlıklıdır. Özellikle bir kadın duygusal olarak tamamen koptuğu zaman, onun duygularını yeniden oluşturmak mümkün değildir.

Sayın Hocam, Gunaydın konuyu sadece benim anlattıklarım çerçevesinde ve kısa cümlelerle o kadar güzel özetlediniz ki.Evet eşim aynı dediğiniz gibi mutsuzluğuna sebep bulmaya çalışıyor ve tabii ki en zayıf halka benim erkeklerin ellerinde ki tek silahları da cinsellikleri.Eşim maalesef kişilerin kendi mutlulukları ve mutsuzluklarının yetkilisi olduğu gerçeğini kabul etmiyor ve yalnızlığını sanırsam onu mutlu edecek birini bulma ya da bulduysa değerlendirme yoluyla gidermeye çalışıyor.Sizin de dediğiniz gibi ben artık bu konuları bir kutuya koydum ve kapadım tabiiki acısını yaşıyorum yaşıyacağım da ama artık kendimi birinci sıraya koymak istiyorum .Burada önerdiğiniz üzere terapi ve ilaç tedavisine başladım Aralıkta 20 günlüğüne ya da kalıcı olarak istanbula dönücem bu sürede size gelip terapi alma şansım olursa çok sevinirim. Sağlıcakla kalmanız dileği ve saygılarımla

engin Tarafından Soruldu | 2013.09.18

Sayın danışanımız, Evlilik ve ilişki problemleri çözüm odaklı olduğunuz zaman daha kolay oluyor. Burada en olumsuz gelişim, kötü giden ilişkilerine takılı kalan ve bunu da hayatı boyunca bir mağduriyet olarak yaşayan bireyler oluyor. Tabi ki, ilişki problemleri zordur ve duygusal olarak yaralayıcıdır ve kolay geçmez. Ancak birçok durumda karşınızdakinin girdiği ruhsal problemleri bütün çabanıza rağmen aşamayabilirsiniz. Burada önemli olan kendinize verdiğiniz değer duygusunu yitirmeden bu zor süreç boyunca ilişkiniz için elden geleni yapmak. Yapılanlar bittiğinde ise ne olursa olsun karşınızdaki ile kötü olmamaktır. Karşınızdaki sizi kötü diye görürse hem kendini haklı çıkarması daha kolaylaşacaktır hem de sizden ayrılmasını kolaylaştırabilirsiniz. Ayrılık süreçlerinde en riskli davranış, hızla kendiyle ilgilenen bir insanın çekim alanına girerek sorunu çözme yoluna gitmektir. Bu yeni bir hayal kırıklığı ile sona erebilmektedir. Yeniden kendine güven oluşup, ruhsal olarak daha hazır hissedildiğinde ancak yeni ilişkiler için hazır olunabilir. Evlilik ya da ilişki kaybı ile başlayan bir dönem, bireylerin kendi ve etraflarında yeni değerler yaratması ve onlara bağlanması ile kademeli olarak aşılmaktadır.

merhaba armağan bey, gevezelik bir hastalık mıdır? komik bir soru gibi gelebilir ama benim için ciddi bir sorun. teşekkürler şimdiden...

azul Tarafından Soruldu | 2013.09.18

Sayın danışanımız, Gevezelik bir hastalık değildir. Ancak, bununla ilgili şikâyetler bireyin yaşam ve ilişkisinde önemli ve etkiler derecede sorunlara sebep oluyorsa, bu düzeltilmesi gereken bir problemdir. Ayrıca altta yatan psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle de gevezelik şikâyet olarak ortaya çıkabilmektedir. Bazı durumlarda psikiyatrik rahatsızlıklar kendilerini çok açık olarak göstermeyip daha hafif şikâyetlerle de ortaya çıkabilmektedir. Bazen de kişilik özellikleriyle bağlantılı da olabilmektedir.

Merhabalar hocam öncelikle böyle faydalı bir site için size ve ekibinize sonsuz teşekkürler.ben 2 senelik evliyim eşimle çok mutlu ve huzurlu bir hayatımız var birbirimize karşı yeterince nazik ve şevkatliyiz.genel olarak güzel vakit geçiriyoruz ve her şekilde bana karşı sabırlı,sakin ve sevgi dolu elinden geldiğince beni mutlu etmeye çalışan bir insan.biz sorunumuz evliliğimizin ilk ayından itibaren cinsel anlamda birliktelik yaşayamıyoruz eşim bunu forex ile ilgilendiği için ona bağlıyor. Bir nevi borsa gibi bazı maddi kayıplarda yaşadı.bunun haricinde bir sıkıntım yok diyo benden de kaynaklanmadığını söyledi. Benim anlayamadığım şey birbirimize bu kadar iyiyken neden bu sorunu yaşıyoruz?bağlılığımız olmayacak diye korkuyorum çünkü zaten yeni evli sayılırız.birde kayınvalidem eşinden ayrı ve hayatımızın o kadar içindeki,eşimi bir erkekten ziyade annesinin küçük oğlu olarak görüyorum bu da beni onu çekici görmekten alıkoyuyor.eşimi kayınvalidem,ben ve kendisinden oluşan3 kişilik bir aileden daha çok sadece onun ve benim yeni bi aile olduğumuza nasıl ikna edebilirim?kendimi evli bi kadından çok çocuk gibi hissediyorum yeme içmemiz kayınvalidemle her şey önce onun fikrinden okeyinden geçiyo çocuklarını yanlız büyüttüğü için hem anne hem baba rolü üstlenmiş ama eşimin annesinden kalan artığıyla yetinmek durumunda kalıyorum ama eşimin bi şikayeti yok bu durumdan..bu konuda da sıkıntım var.eşimin ailevi sıkıntıları pek çok dolayısıyla bizim sorunlarımıza vakit ayırmaya kafa yormaya ne zamanı ne de zemini kalıyo bende anlayışla karşılamaya çalışıyorum ama yoruluyorum... Yardımlarınız için şimdiden teşekkür eder saygılarımı sunarım.

Naile Tarafından Soruldu | 2013.09.19

Sayın danışanımız, Evlilik sorunu demek sadece çatışma, tartışma ve kavga demek değildir. Birbirini çok seven ve uyumlu çiftlerin de evlilik ya da ilişkilerinde problemleri olabilir. Bu problemlerde evliliğin farklı dönemlerinde farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Cinsellik, aslında evliliğin önemli paylaşımlarından bir tanesidir. Bir anlamda duygusal yakınlığın ve